M. Kübra 的个人资料HAYAT: RABBİMİZİN BİZE V...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


11月3日

ßOY]{0'][' VA]{']['İ

 

         MÜSLÜMAN  KARDEŞİM      

      Tamam anlıyorum...Müslüman şirketlerin ürettikleri siyonistlerinkilerle kıyaslayınca kalite yönünden daha az kaliteli ...Ariel daha iyi temizliyor, Adidas daha dayanıklı ve kaliteli... Ama sonuçta o  işinizi halletmiyor mu...!? Yani sizin işinizi zaten gören ve -istediğiniz kalitede olmasa da - amacınızı gerçekleştiren Müslüman şirketlerin  ürünlerini almak varken  sadece  " daha ..."   - McDonald's ın dondurması daha tatlı, Coca Cola daha asitli ...-  diye , yani işinizi gören varken, sadece siz biraz daha zevk alacaksınız, azıcık daha gayret göstermeniz gerekecek  diye " Başka Müslüman ülkelerde Öldürülen kardeşlerimizin mermi parasını neden siz  ödeyesiniz ki...!

   Ahirette sadece" işimi gören vardı  ama o biraz daha kaliteli idi "  diyerek bu İslam düşmanlarını desteklemekten doğan vebalden  kurtulabileceğinizi mi savunuyorsunuz... Sizin  sadece  " azıcık daha zevk-kaliteniz  "uğruna    destek  verdiğiniz İslam düşmanlarının döktüğü kanların hesabı Ahirette karşınıza, karşımıza çıkacaktır, unutmayalım...

                                                                              

  COLA ÖLDÜRÜR!

IRAK'ta çocuk ölülerinin sayısı
savaşın ilk bir kaç ayında
27 bin 760
ve gün her KAKA COLA ile bu sayı artmakta!

YOKSUL NİJERYALI YERLİLER
PETROL BİZİMDİR DEDİĞİ İÇİN
SHELL EMPERYALİZMİ TARAFINDAN
KIYIMA UĞRAMIŞTI
UNUTMA !
(350.000 ölü)

Kefenin altındaki Filistinli bir kız çocuğu.Ölmeden önce çok güzeldi sanırım.Ama senin yaptığın gibi LOREAL kullanmadığına eminim.         
 
BUNUN SORUMLUSU SİZSİNİZ..! HALA İSRAİL MALI MI KULLANIYORSUNUZ..? ONUN NE SUÇU VARDI?
 
SEN LIKIR LIKIR COCA COLA İÇERKEN İSRAİL TIKIR TIKIR ÇOCUKLARI KATLEDİYOR?
BELKİ 1 COLA AZ İÇERSENİZ 1 ÇOÇUK AZ ÖLÜR... 
 
ALDIĞIN HER MARLBORO DA İSRAİLE 4 KURŞUN PARASI VERİYORSUN ONUNLA NE Mİ OLUYOR??
 
ŞU RESME DİKKATLİ BAKARSAN GÖRÜRSÜN....!
 
İşte İSRAİL ASKERLERİNİN VAHŞİ EĞLENCESİ!!!!
 

 
 
 
'(Ha israil ha abd birbirinin dostu) malları Müslümana HARAM'dır!!' Prof. Dr. Vehbi ZUHAYLİ
 
  Görüntüyü miden kaldırıyor mu? Sen sadece izliyosun birde babasını, annesini düşün! Ama boşver senin çocugun DİSNEY'in ne oldugunu bilsin bu sana yeter!

'Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost edinmeyin. Onların birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez.' (Mâide Sûresi, 5:51)
 
İSRAİL MALLARINDAN SADECE BİRKAÇI
 
TÜRKİYE'nin artık ABD ve İSRAİL'e ve de bilimum sömürgeci medeniyet timsali AVRUPALILARIN istediklerini yapmaya mecbur olmasını istemiyormusun!?

TÜRKİYE'nin artık  MÜSLÜMAN TÜRKLERİN olmasını mı istiyosun?

PKK'ya destek veren ABD, İSRAİL ve  AVRUPA ÜLKELERİNE bir ders vermek mi istiyorsun!?

AFRİKA'daki aç insanlara destek olmak mı istiyosun!?

Yıllarca sömürülmüş hala da sömürülen ÜLKELERE destek mi olmak istiyosun?
KUSURA BAKMA SEN BUNLARI İSTEMİYOSUN! AŞAĞIDAKİ  BİR MESULÜ DE SENSİN! SEN YUKARIDAKİLERİN ÜRÜNLERİ KULLANDIĞIN MÜDDETÇE DE BU ADAMLAR SENİN KARDEŞLERİNİ KATLETMEYE DEVAM EDECEK... 
 
             PEPSİ içerken bunu düşündügünü hiç sanmıyorum?   Bu görüntünün nedeni içtigin her COCA COLA yudumu!!?
Ey Müslümanlar siz Amerikan ve Yahudi mallarını aldıkça bu vahşet bitmeyecektir.
 
 
UNUTMAYALIM Kİ YAHUDİ MALLARI KULLANANLAR BİZE ATILAN KURŞUNA DESTEK VERİR....
SADECE EĞLENMEK İÇİN YAŞAMAYIN ONLARIN EĞLENMEYE HAKKI YOKMUYDU?????
Size söylüyorum ey Mc DONALDS düşkünleri...
 
Siz her acıktığınızda Mc DONALDS'dasınız nasılsa.
 
Ve hamburgerleri yerken bunları aklına bile getirmedigine eminim?


Bu yavrunun suçu neydi acaba senin içtiğin her Coca Cola yudumu olmasın??

Evi yıkıldıgı için ağıt yakıyo sanırım. Acaba yeni eşyalarını nerden alcak? Sahi sen evinin eşyalarını CARREFOUR'dan almıştın demi?
 
BU ÜRÜNLERİ KULLANDIGIN MÜDDETÇE ZULÜM DEVAM EDECEK VE SENİN BUNU KINAMAYA HİÇ BİR HAKKIN OLMAYACAK!!!
 
SAVAŞA HAYIR DEMEYE HİÇ BİR HAKKIN OLMAYACAK!!! YETER ARTIK SUÇSUZ İNSANLAR ÖLÜYE DEMEYE HİÇ BİR HAKKIN OLMAYACAK!!!
 
ELİNDE COLA BARDAĞIYLA HABERLERİ İZLERKEN GÖRDÜKLERİNE 'BRAVO BANA..COCA COLA İÇTİM, PEPSI İÇTİM, ARIEL KULLANDIM, SABAH NESCAFEMİ İÇTİM, CARREFOUR'DAN ALISVERİŞ YAPTIM, MAGGI ÜRÜNLERİNİ SOFRAMDAN EKSİK ETMEDİM..........VS VS..VE NETİCEDE BUNLARIN OLMASINI SAĞLADIM...YAŞASIN İSRAİL...YAŞASIN ABD...YAŞASIN AVRUPA ÜLKELERİ..YAŞASIN RUS ÜRÜNLERİ......YAŞASIN EMPERYALİZM.....KAHROLSUN FİLİSTİN...KAHROLSUN LÜBNAN.....MASUM İNSANLARA ÖLÜM....' DEMEK TEK HAKKIN OLACAK....ÇÜNKÜ BUNLARIN SEBEBİ BU ÜRÜNLERE PARA ÖDEDİĞİN MÜDDETÇE SENSİN!!!!


Bu çocukları kardeşinin yerine koyabilirmisin. Misket oynaması gerekirken tank taşlıyor. Ama sen çocuğuna yabancı marka oyuncak almaya devam et. TOYSRUS mağazalarından veya K MART tan olabilir mesela. Aklına şu gelebilir 'buda mı parayı İSRAİL'e yolluyo?'... Vergi vermesi kafi değil mi?
 
BUNU YAPAN TAŞERON PKK, İSRAİL VE ABD MALLARINI ALARAK ONLARA YARDIM YAP, ONLARDA TAŞERON PKK'YA YARDIM EDİP BEBEKLER ÇOCUKLAR ÖLSÜN NE KADAR BASİT DEĞİL Mİ SENİN İÇİN?
 
SENDE ELİNDE COCA COLA'YLA OLAN BİTENİ İZLE
BELKİ O BİR BABAYDI YAŞASAYDI AÇ COCUKLARIN KARNINI DOYURMAK İÇİN EMİN OL... 
 
 

 
ORADA YATAN SENİN ABLAN OLSAYDI?
 
EY MÜSLÜMAN...! 
DEĞERİNİ BİL... KENDİNİ KÜÇÜLTME... BENİM BOYKOT ETMEMLE NE OLUR DEME SAKIN HAA......!
 
 
Ve unutma ki; BUNUN HESABINI ÖBÜR ALEMDE VERECEKSİN.
Ve unutma ki; SIRA SANA DA GELEBİLİR...
 

Aklımızı başımıza toplayalım... Ümitsizlik etmeyelim... Umutsuzluk etmeyelim... Bizler inanan ve inançlı Müslümanlarız... çalıştıkça Allah verecek... Bizler çalışmıyoruz, gayri müslim çalışıyorda Allah ona veriyor... Uyanalım... Uyandıralım... Uyuma vakti değil...

PROTESTO

 Bizler Müslümanlarız... Muhammedîleriz...
Bizim kutsalımız namusumuzdur ve
Peygamberimiz bizim canımızdan daha  azizdir.
Yoluna canımız feda !
Onlar saldırdıkça, bizler O'nun sünnetlerine daha da sarılacağız...
BU BÖYLE BİLİNE !


          

GİYİM      GIDA     İÇECEK     TEMİZLİK     KOZMATİK VE BAKIM    TENOLOJİ  OTOMOBİL  SİGARA  AKARYAKIT   DİĞER

TİMMY HİLFİGER, NİKE, ADİDAS, VAKKO, POLO, BERK ÇORAP, PARİZYEN, MÜJDE, HUGO, CALVİN KLEİN, LEVİ'S, TİMBERLAND, ARMANİ

DANONE, MAGGİ, NESTLE, NESCAFE, NESQUİK, JACOBS, BANANA, MCDONALD'S, BURGER KİNG, KNORR, CALVE, KOMİLİ, BECEL, SIRMA, SANA, FİRST SAKIZ, FALIM SAKIZ, MİS, ELİTTEPE KAHVE,

COCA COLA, SPRİTE, FANTA, SCHWEPPES, TURKUAZ SU, CAPPY MEYVE SUYU, SENSU

PEDO,CAN BEBE, PRİMA, ORKİD, SİGNAL, İPANA, ALO, ARİEL, MİNTAX, VİM, OMO, CİF, YUMOŞ, RİNSO, LUX, HACI ŞAKİR, JOHNSON&JOHNSON, RİJOCE, PANTENE, BLENDAX, CLEAR, ORGANİCS, ELİDOR, DOVE SABUN, PALMOLİVE

MAC, REVLON, L'OREAL, CALVİ KLEİN, RALPH LAUREN, GİRGİO ARMANİ, ELİDA, WİCHY, GİLETTE

FOX, CNBC, CNBC-E, NATİONAL GEOGRAPHİC, CNN, POWER FM

IBM, INTEL, DELL, NOKİA, ICQ

 OPEL, FORD, MAZDA, VOLVO, CHEVROLET, PONTİAC, SAAB

PHİLLİPS MORRİS, PARLEMENT, MARLBORO

CARREFOUR, ALARKO, KİWİ, ASTEL BANT, CİTİBANK, KODAK, BP, SHELL, KENT

YALVARIYORUM ALMAYIN

FİLİSTİNİM BEN

Bagislayin beni!
Kenarlarinda renkli çiçekler olan mektup kagitlarina
yazmak isterdim.
Kelebek kanatlari boyamayi, kuslarin ötüsünü dinlemeyi,
hatta uçurtma uçurmayi ben de ögrenebilirdim.
Mektubumun kenarlarina renkli çiçekler çizemedim.
Kelebak kanatlarini boyamayi, kuslarin ötüsünü dinlemeyi,
uçurtma uçurmayi beceremedim.
Bagislayin beni!
Resim çizmeyi, çiçek boyamayi, kelebek kanatlarini
oksamayi sevmedigimden degil.
Ben, top atesleri,bomba gürültüleri arasinda dogdum.
Yasim 13.
Ninniler yerine, makinelilerin takirtilariyla büyüdüm.
Renklerden ilk önce kan kirmizisini tanidim.
Çiçeklerden önce ölülerin arasinda dolandim.
Kelebeklerle hiç saklambaç oynayamadim.
Üç yasimdayken en büyük abimi, sekizimdeyken ortancayi
kaybettim.
Babami ellerini baglayarak götürdüklerinde dokuzundaydim.
Gömdügümüzde onumda.
Ablam 15inde terk etti evi.
15 inde kizlar okula gider. 17sinde dantel örer. Çeyiz sandigi
düzer.
Bizim burada 15inde kizlar savasa gider.
Seçme hakki tanimaz Israil zorbasi.
Ya evinde oturup ölümü bekleyeceksin.Ha bugün, ha
yarin diye diye yasarken öleceksin ya da...
Ölümlerin atesinden sesleniyorum size duyuyormusunuz?
Filistin'im ben anliyor musunuz?
Ama yine de yasiyorum iste.
Çünkü kanli topraklarda büyürken yasamayi...
Çiçek boyamayi degilse de mezar taslarinda çiçek büyütmeyi...
Kelebek kovalamayi degil ama, tüfek tutmayi ögrendik.
Bu kadar nefret, bu kadar aci arasinda yasamayi...
Karanliklar arasindan günese bakmayi ögrendik.
Onun için kocaman ve karadir gözlerimiz.
Onun için hala simsicaktir, düsmana tas atarken nasirlasan
minik ellerimiz.
Sokak aralarinda mermi kovanlarindan oyuncak yaptik.
Patlamamis el bombalari topladik.
Mayinlarin üstünde sek sek oynadik.
Evimizi yiktilar dün. Mahallemizi yaktilar.
Mermi kovanlariyla misket oynarken üzerimize bombalar attilar.
Üç arkadasim can verdi.Üç küçük çocuk.
Bagislayin beni kurtaramadim!
Sarkmisti omzumdan asagi kanli kolum,uzatamadim.
Elim düstü yere, kolum çaresiz...
Kanlarimiz karisti birbirine.Iste orada kankardes olduk biz.
Gözlerim karardi önce.Basim döndü.
Ama uyumak istemiyorum.
Uyursam arkadaslarim bu dünyadan göçer diye korkuyorum.
Bagislayin beni!
Tutamadim kendimi.Yapistiramadim alnima açik dursunlar diye
gözbebeklerimi...
Yasim 13.
Burada çocuklar çocuk olmaz.
Bebeler bile yasamak için besikten siper yapar.
Çünkü Israil denilen zorbanin Amerikan bombalari, besikleri bile
mezar yapar.
Ölümlerin içinden büyüyorum.
MINICIK YÜREGIMLE ATESLERIN ARASINDAN ÖFKEYLE GELIYORUM.
DUDAKLARIMDAN DÖKÜLEN ÖZGÜRLÜK TÜRKÜLERINI DUYUYOR MUSUNUZ?

FILISTIN'IM BEN ANLIYOR MUSUNUZ?

. o bir anne..can çekişiyor ama yavrusunuda teselli ediyor üzülmesin diye..

 

yavru çaresiz.. tek teselli gözyaşları..

İmtihanların en zoru.. anne Rabbine gidiyor kanlar içinde..

annenin şehadet anı..

Lübnanda Anne Olmak...

Bağdatda Anne Olmak...  

10月26日

¯¨´*·~-.¸¸,.-~*´¨§ïﮣë®î(v)¯¨´*·~-.¸¸,.-~*´¨

                                                        

 

 

Aynaya baktım bu sabah

Yorgun ve hayata yenik düşmüş gördüm kendimi

Usulca yaklaştım sanki kendimle yüzleşiyordum

Yaklaştıkça fark ettim yüzümdeki derin çizgileri

Acı bir tebessüm sardı çehremi o an

Uzun yıllar geçti kalbimi görmeyeli

Meğerse çok yaşlanmışım

Sevgisiz kalbime sevgi öğretmekle

                                      

                                             KÜBRA YILDIRIM

 

 

Ben vatanımın bekçisiyim

Dinimin en güzel örneğiyim

Şehit kanıyla bulanmış topraktan meydana geldim

Gönlümde atalarımın edası

Başımda eşarbım elimde kuranım

 

Ben annemin gözyaşında saklıyım

Mazlumun önde giden savaşçısıyım

Sultanımın emrinde aciz bir kulum

 

Ben Mehmetçikler diyarında gözlerimi açtım

Başı dik göğsünde Allah inancı kurşun işlemez

Hz Ömer misalidir bu vatanın şehidi

Biz böyle bir vatanın torunlarıyız

 

            NE MUTLU BİZE  

                                                          Kübra YILDIRIM

 

                                                                                         

İstanbul’da bir kız sana ağlamakta

Gözleri kandan kadeh

Dudaklarında tuzdan yumak

Çaresiz seni özlüyor ya rab

 

Kör karanlıkta sana gelmeye çalışan bir kız

Yolu kaybetmiş içinde bir korku endişe

Seni arıyor ya rab

 

Ayaz da bekleyen bir gül bir kız

Üşümüş titreyen bedeniyle seni istiyor ya rab

İçinde boşluk kör kuyular gibi karardıkça kararıyor

Yardım istiyor sessiz çığlıklarla

Duyan yok yardım eden yok senden başka kimse yok

Duy beni ya rab

 

                                                         KÜBRA YILDIRIM

 
                                               

                                                                                 Ben gökyüzünden düşen bir kar tanesiyim                              

                                                                                 Avuçların da eriyen akıp giden su damlası gibiyim

                                                                                 Sıcaklığınla buharlaştırdığın

                                                                                 Soğukluğunla dondurup parçaladığın biriyim

 

                                                                                 Ben duvardaki hüznün resmiyim

                                                                                 Kalabalığın içindeki sıradan sessiz biriyim

                                                                                 Hani

                                                                                 Bakıp da görmediğin son karenin içindeyim

 

 

                                                                                  Sen benim için bir şairin dizesindeki en önemli cümlesin

                                                                                  Olmasa olmazsızısın

                                                                                                                                                          KÜBRA YILDIRIM

 

                                                          

 

                                                                       Hasretinle yanıyor şimdi her yanım

                                                                       Bir damla sen diye yalvarıyorum

                                                                       Bir damla kan sızıyor gözlerimden

 

                                                                       Söz verdim kendime bu son demiştim oysa

                                                                       Akmıcaktı artık gözyaşlarım senin ardından

 

                                                                       Gitme gitme dur

                                                                       Dur bak bana bak da gör ne halde olduğuma

                                                                       Tut ellerimi beni bırakma

                                                                       Sensizlik yaramıyor bana

                                                                                                                      KÜBRA YILDIRIM

                                                                                      

                                                                                       Seninle her şey bir rüya gibiydi

                                                                                       Gözlerim buğuluydu sana bakarken

                                                                                       Sen gittin ben bu rüyadan uyandım

                                                                                       O AN

                                                                                       Garip bir hüzün çöktü yüreğime

                                                                                       Bedenim yığıldı yere

                                                                                       Yaşlar sel misali akıyor yüzüme

                                                                                       Buruk ve tuzlu hüzün bırakıyor dudağıma

 

                                                                                       İnan sensizliğe alışamıyorum

                                                                                       Ellerini gözlerini kokunu arıyorum

                                                                                       Sanki bana sesleniyorsun

                                                                                       Bakıyorum ardıma yoksun

                                                                                       Yoksun  orada

 

                                                                                       Seni işlemişler yârim yüreğime iğne oyasıyla

                                                                                       Değerlidir bilirsin el emeği göz nuru

                                                                                       Her ilmekte işlendin yüreğime

                                                                                       Yavaş yavaş girdin kalbime

 

                                                                                       Yaktığım bütün ışıklar

                                                                                       Kurduğum bütün hayaller

                                                                                       Sen gittiğin an tek tek söndü ardından

                                                                                                                                                  KÜBRA YILDIRIM

             

                                                                                             

 

                                  

  

                                  Gökyüzünde bir yıldız gördüm

                                  Yaşam ışığı sönüyordu sanki

                                  Karanlığa direnmeye çalışıyordu güçsüzlüğüyle

                                  O kadar aciz durumdaydı ki

                                  Yardım etmek istedim

                                  Sevgimle beslemek istedim

                                  Ama yapamadım çünkü o benmişim.

                                                                                                                                                               KÜBRA YILDIRIM

                                                                                                                                                        

 

                          Ruhumda ki boşluk gittikçe artıyor

                          Bazen bir damla yaşla başlıyor

                          Hüznüm, suskunluğum

                          Uçurumun kenarında son buluyor ağlayışım

                                                                 KÜBRA YILDIRIM

 

   

        

 

 

                           Kurumuş yaprak düştü avuçlarıma son baharda

                           Sararmış solmuş rüzgârın etkisiyle titriyordu sanki

                           Bir hiddetle atmaya çalışıyordu uzak diyarlara

                           İki avucumun arasına aldım sineme bastırdım

                           Yeşersin diye tutum onu kalbimin üstünde

                           Avuçlarıma baktığımda kırılmıştı geri gelmeyecekti bir daha

                           Rüzgâr savurmuştu onu yaşam kaynağından

                                                                                                                                                                        KÜBRA YILDIRIM

   EMEĞE SAYGI LÜTFEN

 

 

                                                           ŞAİR: KÜBRA YILDIRIM :)

                               

10月17日

)V(€H)V(€']['Cİ]{ (Ş€HİTL€Rİ)V(İZ

 

MEHMETÇİK                                                                    - MEHMETÇİK -


Esaret zincirini kanlarla kıran Mehmet,                                    Atıldı Mehmetçik, büyüyü bozdu,   
Hürmetle eğilmede huzurunda bu millet,                                 Bir düşman süngüsüne, göğsünden
Kan verdin şu toprağa ebedi şan aldın sen.                              Bu şehadetle kayalar yarıldı sanki
Öldünde savaşlarda yaşatmak için yurdunu,                             Dipçik gürültüsünden.
Çoştunda savaşlarda azgın düşmanlar durdu.
Bütün dünya milleti o azgın düşmanlar ki,                                Soruyordu herkes birbirine:
                                                                                       " Parlayan şey bu mu?"                                          
Memleketi istila edeceklerdi sanki.                                           Muzaffer oluyordu bileklerimizde
Düşündüler mi onlar üç kıtanın fethini,                                      Tarihin ilk dipçik hücumu.
Düşündüler mi onlar şanlı tarihini.
Çoştun da bir zamanlar atlamıştın Tuna'yı,
Ezmiştin hasımları sarmıştın Viyana'yı.                                      Hayran oluyordu koca gökyüzü                            
Avrupa ortasında yıllarca at oynattın,                                       Göğüslerimizde büyüyen bahta
Dillere destan olan kahramanlar yarattın.                                  28 Mart günü bir Adsız-tepe'de
Saçtın oralarda binbir dehşetle korku,                                              Çeliğe karşı tahta.

Sinerek düşmanların Türk geliyor diyordu.

Unutulmuştu demek o istila günleri,
Tarihe nam saldığı Türk'ün şanlı günleri.
Hatırladın sen o şerefli anları,
Çanakkale önünde boğarak düşmanları.

Çarpışarak orada bulmak için hakkını,
Durdurdun imanınla,çoşup gelen akını.
Bir kere daha geçti şanlı tarihe ismin,
Sen bizim kalbimizde ölmez ve ebedisin.

 

iSTiKLAL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır parlayacak!
O benimdir, o benim milletimindir ancak!

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
Kahraman ırkıma bir gül... ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal.
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklal.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım;
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar.
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imânı boğar,
'Medeniyyet!' dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri 'toprak' diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı.
Verme, dünyâları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

Rûhumun senden İlahî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım.
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım;
Fışkırır  rûh-ı mücerred gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım!

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet,
Hakkıdır, Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy

 

 

  

 

 

 

 Komando Olmak(gerçek bir şiir)
Olur ya bir çatışmada ölürsem
Arkamdan yas tutmayın
Bırakın toprağımda rahat içinde yatayım

Bedenimden komandomu çıkarmayın
Onlar benim gururumdur
Ölünce kefenim olacak

Başımdan mavi beremi çıkarmayın
O benim şanım şerefim olacak

Ayağımdan botlarımı çıkarmayın
Onlar nice yollar aşacak
Şehit olursam Sırat Köprüsü"nden geçecek

Elimden tüfeğimi almayın
O benim mezarıma sembol olacak

Yaramın kanını silmeyin
Ahirette hesabı sorulacak

Göğsümden kör kurşunu çıkarmayın
O benim madalyam olacak.

(Jandarma Komando Onbaşı Zekeriya Gözyuman)

 


İS']['A)\(ßUL

ORTAKÖY CAMİİ   SÜLEYMANİYE DE AKŞAM  SULTANAHMET CAMİİ
 
 

Canım İstanbul                                 Bahar sarhoşluğu

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;                    İlk sevgilinin gülüşüne benzer                                                              Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.                  Bir Nisan havası değil mi esen?  
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;             Zincirlere, kelepçelere inat,
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.              Kanatlarımı açmak zamanıdır;
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;                Allaha ısmarladık kaldırımlar.
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.                     
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,                Giyenler düşünsün dar elbiseyi,                                                            
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.                     Ölçülü sözü, hesaplı adımı
                                                         Ben kurtuldum kafeste kuş olmaktan;
İstanbul benim canim;                                    Saltanat sürer gibi uçuyorum,
Vatanim da vatanim...                                    Erik ağacı gelin olduğu gün.
İstanbul,                                               
İstanbul...                                              
Hayranım bu şehrin bacalarına
                                                                                            İrili ufaklı hep bir ağızdan.
Tarihin gözleri var, surlarda delik;                                               Nasıl derinden bu gökyüzüne doğru
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...                                        Bir türkü söylüyorlar öyle sessiz!
Bulutta saha kalkmış Fatih'ten kalma kir at;                                  Dumanın daim olsun güzel baca!
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...                                
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;                                      Yuvası saçakta kalan kırlangıç,
Her nakısta o mana: Öleceğiz ne çare?                                        Yavrusu dallara emanet serçe,
Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet;                              Derken camiler üstünde güvercin
Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet...                                     Minareler katından geçiyorum
                                                                                            Gökyüzü mahallesi İstanbul’un
O manayı bul da bul!                                                                  
İlle İstanbul’da bul!                                                                   Süt beyaz bir martıyım açıklarda
İstanbul,                                                                                Gemilere ben yol gösteriyorum,
                                                                                            Buğday ve ilaç yüklü gemilere
İstanbul...                                                                              Bir kanat vuruşta bulutlardayım; 
                                                                                            Bir süzülüşte vatanım dalgalar!
Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;                                 
Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.                                                           Cahit Sıtkı Tarancı
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tambur gibi mi, uda gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir katibi mi...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler!
Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler...
Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sümbül kokan
Türkçe’si bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...

 

Necip Fazıl Kısakürek

 

 

 

 

        

 

10月16日

ALLAH

 
 
                                       Bir kayanın üzerinde oturuyor ve akan suya bakıyorduk. Konuşmuyordu, özel dünyasına dalıp gitmişti. Bir ara göz ucuyla ona bakarken, "Ne düşünüyor acaba?" sorusu geçti aklımdan.

Bir süre, suda parlayıp sönen kabarcıkları seyrettikten sonra, başını kaldırdı, bana döndü. Baktım, yüzünde âşina olduğum anlam yüklü bir ifade belirmişti: Soracaktı... Merakının bütün derinliğini sesine yükleyerek:

"Söyler misin," dedi, "Allah nerde?"

Bu iki kelimelik büyük soru karşısında hayli zaman sustum ve düşündüm. Suskunluğumu saygıyla karşıladı, merakının şiddetini kaybetmeden bekledi. Bütün bilgilerimi gözden geçirmem ve muhakeme gücümü olabildiğince iyi kullanmam gerektiğini biliyordu.

"Sen," dedim, " suali sorarken yanlış bir noktadan yola çıkıyorsun."

"Nasıl?"

"Nerde, sorusu bir mekân'ı, yani yer'i hatıra getirir. Mekân ise, maddî varlıklar için söz konusudur. Allah nerde, suali, Allah da diğer varlıklar gibidir, onların bir mekânı vardır, şu hâlde Allahın da bir mekânı olmalı, muhakemesinin ürünüdür. Eğer Rabbimizi bir maddî varlık gibi düşünürsek, daha baştan yanlış yapar ve çıkmaza gireriz."

Endişeli ve tedirgin bir tavırla, "Umarım beni yanlış anlamazsın," dedi. "Ben, Ona inanıyorum. Merakım da bu yüzden. insan, inandığını tanımak istiyor. Onu hayalimde canlandırmaya çalışıyorum, olmuyor."

"Hayaline gelen her ne olursa olsun, o, Allah değildir. Çünkü, senin hayalin sınırlı. Sınırlı olan sınırsızı içine alamaz. Sen ancak yaradılanları tasavvur edebilirsin. Allah ise, yarattıklarına benzemez. Bütün varlıklar sonradan var edilmiştir. Oysa Allah ezelîdir, yani varlığının başlangıcı yoktur. Bir kudsî hadîste, Allah vardı ve beraberinde başka şey yoktu, deniliyor. Ne madde, ne cisim, ne hareket, ne zaman, ne mekân... Maddî ve cismanî olmayan için yer tasavvuru anlamsızdır."

"Kâinatın bir sınırı var değil mi ?"

"Elbette."

"Peki, kâinatın bittiği sınırın ötesinde ne var ?"

"Hiçbir şey... O sınırdan ötede ne madde var, ne zaman, ne de mekân..."

"Allah kâinatın içinde mi ?"

"Hayır. Ustayı eserin içinde aramamalı. Yaradan, yaratılanın içinde olamaz."

"Şu hâlde Allah sınırın ötesinde bir yerde olmalı..."

"Hayır. Allah ne kâinatın içindedir, ne de sınırın ötesinde bir yerde..."

"Ama bu nasıl olabilir! Bir türlü anlayamıyorum. Hem Allah var diyorsun, hem de ne kâinatın içinde, ne de dışında olmadığını söylüyorsun!"

"Evet, öyle. Çünkü, içinde veya dışında tabirleri maddeler, cisimler, yer tutanlar, bir mekânı olanlar için söz konusudur. Halbuki, Allah ne maddedir, ne cisimdir ve ne de yer tutar. Bizi yanıltan nokta şu: Aklımız her varlığın mutlaka bir mekânda olması gerektiğini düşünüyor. Çünkü, daima bir mekânda olan, yer tutan varlıklarla karşılaşmış. Mekânı olmayan bir varlığı tasavvur edemiyor. Allah tasavvurunda da bildiklerinden yola çıkıyor, mekândan münezzeh olan Allahın da bir mekânı olması gerektiğini düşünüyor. Bu sebeple, kâinatın içinde veya dışında bir yer arıyor. Kâinatın içinde veya dışında olmak yaratılanlar için söz konusudur. Nerde? diye sorduğun zaman, daha suali sorarken, Allahın bir yeri olmalı, diye bir kabulle yola çıkıyorsun. Allah mekândan münezzeh olmakla beraber, isimlerinin ve sıfatlarının tecellileri, yani görünümleriyle her yerdedir. Akıl, Onun zâtını kavrayamaz, ancak varlığını anlayabilir. isimlerini, sıfatlarını ve şuunatını kuşatamaz, fakat onların var olduğunu bilebilir."

"Nasıl bilecek?"

"Eserlerinden... Her varlık sanatlı bir eserdir. Her eser gibi sanatkârını gösterir. Kâinat da bir büyük eserdir ve o da ustasının şahididir. Çevremizde gördüğümüz her varlık ölçülü, düzenli ve süslü hâliyle bize Rabbimizi anlatan birer mektuptur. Yeter ki okumayı bilelim... Şu hâlde biz, bu eserlere bakarak Onun isimlerini ve sıfatlarını istediğimiz kadar düşünebiliriz, ama zâtını, asla..!"

"Zâtının düşünülmesinin yasak oluşu bir dogma değil mi ?"

"Ne münasebet! Terazisine, tartı kapasitesinin üzerinde bir yük yüklemeye çalışan bir adama, sakın yapma, bu terazi bu kadar sıkleti çekmez, demek ona iyilik etmektir. Kavranması mümkün olmayanı düşünmek, imkânsızın peşinden koşmaktır. Akıl bir mahluktur, Hàlıkını ihata edemez. Her organımız gibi aklımızda sınırlıdır. Ondan yapamayacağını istemek, ona zulmetmektir. Sonsuz olan bir'e sığar mı hiç! Eğer Rabbimiz, zâtını da anlamamızı bizden isteseydi, bu, altından kalkılamaz bir teklif olurdu. Allah, sonsuz merhameti sebebiyle bize kaldıramıyacağımız yükü yüklememiştir.

Başını kaldırdı, gökyüzündeki parça parça bulutlara baktı, "Biz" dedi, "galiba aklımıza fazla güveniyoruz."

"Haklısın... Oysa akıl da sınırlı. Sınırlı olduğu için de âciz. Aklın her şeyi kuşatamayacağını anlamak da yine makul bir davranıştır. Nasıl göz her varlığı göremiyor, kulak her sesi işitemiyorsa , akıl da her şeyi kavrayamaz. Akıllı insan, akla kaldıramayacağı yükü yüklemez. imkânsızın peşinden koşmak da bir tür akılsızlıktır."



Ömer SEVİNÇGÜL
 
” Andolsun ki, sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azalma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber) Sabredenleri müjdele. O sabredenler, kendilerine bir bela geldiği zaman : Biz ALLAH’ın kullarıyız ve biz O’na döneceğiz, derler. İşte Rablerinden bağışlanma ve rahmet hep onlaradır.” (Bakara Suresi,155-157)
 

"Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevât getirirler. Ey mü'minler! Siz de ona salevât getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin. Ahzâb Sûresi 33/56.

 

 

GERÇEK AŞK

Rahman ve Rahim olan ALLAH'ın Adıyla...

"Kalpler ancak ALLAH'ı C.C. anmakla huzura kavuşur" Rad / 28

 

Rabbim, Rabbim, bu işin bildim neymiş türkçesi, Senin aşkın ateştir, ateşin gül bahçesi.

 

Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, Affet Senden habersiz aldığım her nefesten.

 

Aşık olan kişiler deli olagan olur, Aşk nedir bilmeyenler âna gülegan olur,

Sakın gülme sen âne , deli değildir sane,

Kişi neye gülerse başa gelegân olur,

Aşık Yunus sen dahi, incitme aşıkları,

Aşıkların duası kabul olagan olur….

  “Bu indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır. Şu halde O'na uyun
ve korkup-sakının. Umulur ki esirgenirsiniz.„

(Enam Suresi, 155)

 

“Hak Rabbinizdendir; artık dileyen iman etsin,
dileyen inkar etsin…„

                                                                                                       (Kehf Suresi, 29)

 

                                                         

                                                                                  “  … O (Kuran), bir öğüttür. Artık dileyen,
                                                                                                onu düşünüp-öğüt alsın.„

                                                                                                 (Abese Suresi, 11-12)

               

                                                          

 

                
 
 
                   
 
 
 
                                
 
 
 
                                             
                                                                 ESMA'ÜL HÜSNA
                           Bismillahirrahmanirrahim..
 
 
1- ALLAH (celle celâluhu): Allah Teâlâ’nın zâtına has bir isimdir. Bütün isimleri içinde İsm-i Âzam’dır.


2- ER-RAHMAN (celle celâluhu): İnanan inanmayan, sevdiği sevmediği, asi, mûti ayırt etmeden bütün mahlukata, dünya hayatında merhametle muamele den, rızıklandıran.


3- ER-RAHİM (celle celâluhu): Çok merhamet edici, ahirette yalnız inananlara nimetler veren, acıyıp merhamet eden.


4- EL-MELİK (celle celâluhu):
Mutlak hükümdar, kâinatın tek sahibi.


5- EL-KUDDÛS (celle celâluhu):
Her türlü eksiklikten, hatadan, bütün kusurlardan münezzeh.

6- ES-SELÂM (celle celâluhu): Bütün noksanlıklardan münezzeh, kullarını selâmete çıkaran.

7- EL-MÜ’MİN (celle celâluhu): Kendine sığınanları koruyan, kalblere iman nuru ilka eden, peygamberlerini tasdik eden.


8- EL-MÜHEYMİN (celle celâluhu):
Gözetici, koruyucu, emniyet olunan


9- EL-AZİZ (celle celâluhu):
Mağlup edilmesi muhal olan. En üstün, en şerefli olan.


10- EL-CEBBAR (celle celâluhu):
Dilediğini dilediği gibi yaptırmaya muktedir, noksanları düzelten.

11- EL-MÜTEKEBBİR (celle celâluhu): Her şeyde, her hadisede büyüklüğü zâhir olan.


12- EL-HÂLIK (celle celâluhu): Yaratan, yoktan var eden.


13- EL-BÂRİ (celle celâluhu): Yarattığı her şeyi mütenasip bir şekilde yaratan.

14- EL-MUSAVVİR (celle celâluhu): Her şeye bir şekil, bir özellik veren.


15- EL-GAFFAR (celle celâluhu):
Mağfireti pek çok.

16- EL-KAHHAR (celle celâluhu): Her şeye galiptir. Her şey O’nun kudreti altındadır.


17- EL-VEHHAB (celle celâluhu):
Kullarına karşılıksız nimet veren, ihsan eden.


18- ER-REZZAK (celle celâluhu
): Mahlukatı dilediği gibi rızıklandıran.

19- EL-FETTAH (celle celâluhu): Zorlukları kolaylaştıran. Zafer, rızık ve rahmet kapılarını açan.

20- EL-ALİM (celle celâluhu): Her şeyi çok iyi bilen, ilmi her şeyi kuşatan.

21- EL-KÂBİD (celle celâluhu): Sıkan, daraltan.

22- EL-BÂSİT (celle celâluhu): Açan, genişleten.

23- ER-RÂFî (celle celâluhu): Yükselten, kulları kendine yaklaştıran.

24- EL-MUîZ (celle celâluhu): İzzet veren, kuvvet veren.

25- EL-MUZİLL (celle celâluhu): Zillete düşüren, hor ve hâkir eden.

26- ES-SEMİ (celle celâluhu): Gizli açık, her şeyi en iyi işiten.

27- EL-BASİR (celle celâluhu): Gece gündüz, açık gizli, uzak yakın her şeyi en iyi gören.

28- EL-HAKEM (celle celâluhu): Hükmeden, hakkı yerine getiren, hükümlerinde asla zulüm olmayan.

29- EL-ADL (celle celâluhu): Çok adaletli ve adaleti mutlak olan.

30- EL-LATİF (celle celâluhu): Yumuşaklıkla muamele eden. En ince işlerin bütün inceliklerini bilen.


31- EL-HABİR (celle celâluhu):
her şeyin hakikatından gizliliklerinden haberdar olan

32- EL-HALİM (celle celâluhu): Hilmi çok, günahkarlara yumuşak davranan. Hemen cezalandırmayan, mühlet veren.

33- EL-AZİM (celle celâluhu): Pek azametli, büyüklüğün zirvesinde.


34- EL-ĞAFÛR (celle celâluhu):
Mağfireti çok, kulların büyük, küçük günahlarını affeden.

35- EŞ-ŞEKÛR (celle celâluhu): Şükrü mükafatlandıran, kendisine yapılan şükre çok büyük ecir veren.

36- EL-ALİYY (celle celâluhu): Pek yüksek. O’nun yüksekliğini idrakten akıl aciz kalır.


37- EL-KEBİR (celle celâluhu):
Pek büyük. Büyüklükte kendisinden daha büyüğü muhal olan.

38- EL-HAFİZ (celle celâluhu): Her şeyi belli vaktine kadar koruyan.

39- EL-MUKİT (celle celâluhu): Herkese azığını veren. Vakitleri yaratan.


40- EL-HASİB (celle celâluhu):
Kulların yaptıklarının hepsinin hesabını yapan.

41- EL-CELİL (celle celâluhu): Celalet ve ululuk sahibi. Heybeti akılları dehştte bırakan.

42- EL-KERİM (celle celâluhu): Cömert ve cömertliği daimidir.

43- ER-RAKİB (celle celâluhu): Kulların bütün hal ve hareketlerini murakabe eden. Bütün varlık üzerinde gözcü.

44- EL-MUCİB (celle celâluhu): Duaları, istekleri kabul eden.

45- EL-VÂSî (celle celâluhu): Cömertliği bütün kainatı, ilmi bütün ilimleri, kudreti bütün kuvvetleri kuşatan.

46- EL-HAKİM (celle celâluhu): Hüküm ve hikmet sahibi. Bütün işleri, emirleri, nehiyleri hikmetli. Gerekeni en güzel şekilde yapar.

47- EL-VEDÛD (celle celâluhu): Sevilmeye, dostluğa, en fazla lâyık olan. Dostların kalbini işgal eden eşsiz bir muhabbet.

48- EL-MECİD (celle celâluhu): Şanı yüce, zatı şerefli, ef’ali güzel, ihsanı bol.


49- EL-BÂİS (celle celâluhu):
Ölüleri dirilten, peygamberleri bir nizam ile gönderendir.


50- EŞ-ŞEHİD (celle celâluhu):
Her yerde, her zamanda, hazır ve nâzır. Bilinenin de, bilinmeyenin de şahididir.

51- EL-HAKK (celle celâluhu): Zatı vaciptir. Varlığı hiç değişmeyendir.


52- EL-VEKİL (celle celâluhu):
Yaratıkların işlerini düzelten, kefil olan

53- EL-KAVİYY (celle celâluhu): Pek güçlü, kudreti tam. Hakkında acizlik düşünülemez.

54- EL-METİN (celle celâluhu): Çok sağlam. Kudreti sonsuz.


55- EL-VELİYY (celle celâluhu):
İyi kullarına dost. Onları koruyan, işlerini tedvir eden.

56- EL-HÂMİD (celle celâluhu): Hamde lâyık olan, övülen.

57- EL-MUHSî (celle celâluhu): Her şeyin sayısını bilen.

58- EL-MÜBDİ (celle celâluhu): Mahlûkatı daha önce emsali olmadan ilk yaratan.

59- EL-MUİD (celle celâluhu): Mahlûkatı ölümünden sonra yeniden dirilten.

60- EL-MUHYİ (celle celâluhu): Hayat veren.

61- EL-MÜMİT (celle celâluhu): Ölümü yaratan, öldüren.


62- EL-HAYY (celle celâluhu):
Ezeli ve ebedi diri olan.

63- EL-KAYYUM (celle celâluhu): Her şeyi ayakta tutan. Kendisi zatı ile kaim olan.

64- EL-VÂCİD (celle celâluhu): Asla muhtaç olmayan. İstediğini istediği zaman bulan.


65- EL-MÂCİD (celle celâluhu):
Kadr-ü şanı büyük. Keremi bol olan.

66- EL-VÂHİD (celle celâluhu): O ezeli ve ebedi Tek’tir. Bir’dir.

67- EL-AHAD (celle celâluhu): Zatı birdir. Terkip kabul etmez.

68- ES-SAMED (celle celâluhu): Her şey ona muhtaç. Fakat o hiçbir şeye muhtaç değil.

69- EL-KÂDİR (celle celâluhu): İstediğini istediği gibi yapmaya gücü yeten.

70- EL-MUKTEDİR (celle celâluhu): Kuvvet ve kudret sahipleri üzerinde istediği gibi tasarruf eden.

71- EL-MUKADDİM (celle celâluhu): İstediğini ileri geçiren, öne alan.

72- EL-MUAHHİR (celle celâluhu): İstediğini geri koyan, arkaya bırakan.

73- EL-EVVEL (celle celâluhu): Başlangıcı olmayan, ilk.

74- EL-AHİR (celle celâluhu): Sonu olmayan.

75- EZ-ZAHİR (celle celâluhu): Âşikâr olan. Delillerle bilinen.

76- EL-BATIN (celle celâluhu): Gizli. Duyu organları ile idrak edilemez.

77- EL-VÂLİ (celle celâluhu): Kainatı, her an olup biten hadisatı tedbir ve idare eder.

78- EL-MÜTEAL (celle celâluhu): Şanına lâyık olmayan sıfatlardan münezzeh.

79- EL-BERR (celle celâluhu): İhsan ve in’amı, iyiliği çok olan.

80- ET-TEVVÂB (celle celâluhu): Tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan.

81- EL-MUNTEKİM (celle celâluhu): Suçlulara lâyık oldukları cezayı veren.


82- EL-AFÜVV (celle celâluhu):
Affı çok. Günahları affeden.

83- ER-RAUF (celle celâluhu): Kullarına kolaylık murat eden. Pek re’fetli.

84- EL-MALİKÜL MÜLK (celle celâluhu): Mülkün ebedi sahibi

85- EL-ZÜL-CELALİ VEL İKRAM (celle celâluhu): Hem büyüklük, hem fazl-ı kerem sahibi

86- EL-MUKSİT (celle celâluhu): Adil-i mutlak. Mazlumun hakkını zalimden alan.

87- EL-CÂMİ (celle celâluhu):
İstediğini istediği zaman, istediği yerde toplayan

88- EL-ĞANİY (celle celâluhu): Çok zengin ve her şeyden müstağni.

89- EL-MUĞNÎ (celle celâluhu): İstediğini zengin eden.


90- El-MÂNÎ’ (celle celâluhu):
İstemediği bir şeyin meydana gelmesine mâni olan.

91- ED-DÂR (celle celâluhu): Dilediği zaman, elem verici şeyler yaratan.

92- EN-NÂFİ (celle celâluhu): Hayır ve menfaat verici şeyler yaratan.

93- EN-NÛR (celle celâluhu): Âlemleri nurlandıran. İstediği simâlara zihinlere ve gönüllere nur yağdıran.


94- EL-HÂDî (celle celâluhu): Hidayete erdiren. İstediğini hayırlı yollara muvaffak kılan.

95- EL-BEDİ (celle celâluhu): Emsalsiz, hayret verici alemler yaratan.

96- EL-BÂKİ (celle celâluhu): Varlığının sonu olmayan.

97- EL-VÂRİS (celle celâluhu): Varlık aleminin tek vârisi.

98- ER-REŞİD (celle celâluhu): İnsanları hayırlı yollara irşat eden. Her işi faydalı, hiçbir tedbirinde yanılmayan, hiçbir takdirinde hikmetsiz şey bulunmayan.


99- ES-SABÛR (celle celâluhu): Çok sabırlı. Azap etmekte acele etmez. Mühlet verir.
 
 
 
                                       
 
 
 
   
 
                                                                          
10月8日

Hz Muhammed (s.a.v.)

 
Mekke-i Mükerremede Bir Gül

Yüzü dolunay gibi parlak
teni pembeye çalan beyaz renginde
saçları hafif dalgalı
açıkrenli ve hilal kaşlı
iki kaşının arasında bir damar, öfkelendiğinde şişen..

Mekke-i Mükerreme de bir gul

saçları omuzuna düşer, sakalı gür gözleri kara üzüm gibi siyah
o siyah gözleri daima yerde, gökten daha çok yere bakar
bakışları düşünceli
boynu gümüş beyazlığında, fil dişinden yapılmış bir suret gibi
ashabından ardından yürür ve "
benim arkamı meleklere bırakın"
der
bir şeye hayret ettiğinde elini çevirir
konuştuğunda ellerini bir araya getirir
öfkelendiğinde yüz çevirir
sevindiğinde hafifçe gözlerini kapar
gülmesi tebessüm
o gülünce dişleri dolu taneleri
 
Mekke-i Mükerreme de bir gul

yüzünde azamet ve hakimiyet
sözünde tatlılık
tane tane konuşan
sesi gür,
teri GüL
geçtiği sokaklarda gül kokusu bırakan

giyimi sade çoğunlukla sırtında bir ihram
en çok sevdiği renk sarı ve beyaz
yediği yemek ateşin üzerinde unla karıştırılan öğütülmüş yulaf
biraz zeytinyağı biber baharat
sofrada oturşu hamd ile, şükürle

bir GUL
ikinci yurdu Medine..

Medine-i Münevvere de bir gul...

insanlık aleminin en şereflisi,
iman hakikatlerinin merkezi
ihsani tecellilerin turu
rahmani sırların iniş yeri
memleketi rabbaniyenin seması
peygamberler gerdanlığının ortasındaki en büyük mücevher
peygamberler kervanının öncüsü
bütün varlıkların en üstünü
izzet sancağının sancaktarı
ezel sırlarının şahidi
ilmin, hilmin ve hikmetlerin kaynağı
yerle gök alemlerinin göz bebeği
iki cihanın ruhu
dünya ve ahiret hayatının gözü

Medine-i Münevvere de bir gül

aslın ve asaletin nurlu ağacı
yaratılışta insanların en üstünü
cismani suretlerin en mükemmeli
asıl mülk ve gerçek nimetin göz kamaştırıcı güzelliğin ve yüce rütbenin sahibi
kalplerin habibi ve ilacı
bedenlerin afiyet ve şifası
gözlerin nuru ve ışığı
asırlarca sevilen
yeniden sevilen
taptaze duygularla sevilen
en seçkin makamlara sahip olan
en büyük dost
en şerefli sevgili
Abdulmuttalib in torunu, Abdullah oğlu

Efendimiz Hazreti Muhammed sallallahü aleyhi ve sellem...

Medine-i Münevvere de bir gül

herşeye rağmen ona sevdalı
milyarlarca bülbül
sevinç bayrak açmış her sinede
çünkü o gül hâla Medine de...
 
 
 

 
RASULLAHA MAHCUP MEKTUP

Ümmetin olmakta iftihar eden bizler, maddi temizlige nispetle, manen tahrif olmus bir dünyada yasiyoruz. Bütün cabalarina ragmen, bu arz üzerinde bir zamanlar, saadetli bir asrin gectiginin izleri görülüyor hala.
Emanet olarak biraktigin Kur'an-i Kerim, evimizin eri$ilmez kö$esinde sadece mübarek günlerde ve ölülerimizin ardindan okunmak icin bekliyor.
Sünnetin ise, sünnet oldugu unutularak sadece aliskanlik, gelenek veya adab-i mua$eret adiyla yapiliyor.
Biz güne$e sirtimizi dönüp aydinlanmaya calisiyorsak, seni bize anlatmadiklari, ögretmedikleri icindir.Senin sevgin olmadan biz isinamiyoruz. Ya Rasulallah! Bir cok tarihi $ahsiyetin hayatini en ince ayrintilarina kadar ezberledik,ici bo$altilmis, sahte pariltili ya$antilari seyrettik ve taklit etmeye calistik.Bize söylenmedi ki Peygamber ögretmen demek, Peygamber güzel ahlaki tamamlayan demek, manevi yasamin ve ötesinde en güzel sekilde hazirlanmanin taa kendisi demek.
Ama yine de sana olan a$k engellenemiyor. Ya Rasulallah! Ufuklar ötesinden ilik bir meltem gibi gelen muhabbetin, buz tutmus yüreklerimizi isitiyor. Gözlerimiz hissediyor bunu; mahcup damlalar yanaklarimiza süzülürken; kanadi kirik, kildan ince ayaklarimizda demir prangalar.
$efaatine ermeye calisiyoruz.Cünkü biliyoruz ki Sen bizi seviyorsun.Cünkü biz Senin ümmetindeniz.Sevgin bize güc veriyor. Bütün günahlarimizi ve yikik dökük peri$anligimiza ragmen Senin ümmetinden olma $erefine layik olmaya calisiyoruz. Kabul edecegine de inaniyoruz
Ne uzun ne kisa kararinda boy

Soyu Ibrahim’den ne asil bir soy

Saçlari hoş siyah dalgali bir koy

Kemâlini giydir beni benden soy

Âlemlere rahmet yüzünü göster

Bu kul varliğindan soyunmak ister
 
 
 
  
9月30日

İHH VAKFI

 
 
 
 
         “Ben ve yetimin bakımını üstlenen kimse, Cennet’te bir elin şu iki parmağı gibiyiz." diyen Efendiler efendisi, ümmetin sevgilisi ile omuz omuza, bir elin parmakları gibi yan yana durmak istiyorsanız, dünyanın dört bir yanından gelerek “elini ver bana”
 
 

İnsani Yardım Vakfı (İHH) Filistin’de bir grup çocuğun okula giderken karşılaştıkları “küçük” birkaç engeli fotoğraflarla hikayelendiren bir e-postayı internette dolaşıma soktu. Gündelik yaşamlarında trafikten, gürültüden, yoğunluk ve yorgunluktan şikayet edenlere, hayata başka bir yerlerden bakmaları için bir fırsat yaratabilir bu hikâye. Ama daha da iyisi, içinde olmadığımız kötü durumlar için şükretmek ve kendimizi şanslı kabul etmekten bir adım öteye gidip, şükredemeyecek olanlarla empati kurmak olur diyerek aynen yayınlıyoruz e-postayı…

Yolculuk böyle başlar Hebron'da, Çocuklar sabah okula giderken kontrol noktalarından böyle geçiyor.

Askerler çocukların duvarı geçmesini engelliyor ve "eve dönün!" diye emrediyor...

Çocuklar askerle mücadele ediyor ve kontrol noktasını geçmeye çalışıyor...


 

Küçük çocuklar bile ellerinden geleni yapıyor, ancak boşuna... Sonunda cadde üzerindeki kontrol noktası yanında derslerini yapmaya karar veriyorlar.
 

İnanılmaz bir cesaret! 


 

Çocuklar yaşlarına göre çok daha fazlasını yapıyor ama sonunda ölüm veya tutuklanma olan bir çırpınış...


 

İşte Filistin'li çocuğun gözündeki cesaret ve duruşundaki heybet...


 

İşte bu Filistin'de bir günlük yaşamın öyküsü

İHH İNSANİ YARDIM VAKFI

Adres: Büyük Karaman Cad. Taylasan Sok. No: 3 Fatih/ İSTANBUL

Tel: 0212 631 21 21

Web: www.ihh.org.tr

9月25日

batının ahlak standartı

 

Her 4 kadından birisinin tecavüze uğradığı ABD'de bekaret kemeri yeniden satılmaya başlanır !

ABD'de 50  eyaletin 48 'inde, yapılan araştırmalar sonucuna göre genç  kızlar ev  kadınlığını iş hayatına tercih etmektedir ( New york  ve California  hariç )

*ABD'de ortalıkta dolaşan silah sayısı 235 milyon.Çeteler polislerle içiçe ve her evin kapısında üst üste bir kaç kilit var...

*ABD ulusal araştırma enstitüsü : Her üç eşten biri boşanma davası açıyor !

*ABD ve Avrupa'da özgürlükten yana olan evli çiftler , tatillerini tek başlarına geçirmeyi tercih ediyorlar ...!...!

*Time dergisi :1985-1995 yılları arasında  çocuklar arasındaki  cinayet oranı % 153 arttı !

*Alman kadınlarının %60'ı  eşinden dayak yiyor , bunların arasında doktor,avukat eşleri de var...sığınma evlerine dayaktan sonra en çok kızını kocasından kurtarmak isteyen kadınlar sığınıyor (ensest: Bizler haremlik-selamlık'ı  savununca bizlere denmedik kalmıyor .. ! ) Liselerde uyuturucu çok yaygın ( Hamburg sığınma evi çalışanı Işık Soner ile Milliyetin yaptığı mülakat)  

*İsviçre Zürih kenti , Sihl ırmağı kıyısı , uyuşturucu kullananların  "cenneti" olarak kabul edilir.İsviçre'de uyuşturucu kullanmak serbest , satmak suç  kabul ediliyor.

*ABD Ünitaryen kilisesi  eşcinsel evliliğine onay verdiğini ilan eder.

*Alman Bild gazetesi Detlef ile Christian adlı iki erkeğin kilisedeki düğün (!) resimlerini yayınlar .

*ABD New jersoy  eyaleti iki eşcinsel erkeğin  evlatlık edinebilmelerine izin verildi.New York'ta ise William cash ile Roy andrew adlı erkekler evlenirler.

*ABD'de New York'ta iki lezbiyen (Jenni Blossom ve Bianca Powell ) evlenirler.

*ABD  NBC televizyonu : polis kayıtlarına  göre  yılda 3 milyon  kişi  aile bireylerinin tecavüzüne  uğruyor.Günde tam  1100  çocuk  tecavüze  uğruyor.

*Dale  Carneige : ABD'de   her  35  dakikada  bir intihar , 120 saniyede bir delirme olayı oluyor.Her  23  dakikada bir kişi öldürülüyor, 6 dakikada bir bir kadının ırzına geçiliyor, 49 saniyede bir kişi  saldırıya  uğruyor .ABD'de  polis dışında  gönüllü  koruyucu birlikler  kuruluyor ( 1986  verileri  ile !)

*İngiltere'de  Müslümanlar  Hz. İsa'yı eşcinsel  olarak gösteren oyunun yazarı Mcnally  için ölüm fetvası verilmesi  istenir.

*ABD'de AIDS'den ölen eşcinsel sayısı 17.789'dur (1992 )      

*Kilise'de papazmatik : Otomatik günah çıkarma makinaları var artık .cezalara bir örnek : Patronunu öldürenin cezası  : " Meryam ana'ya yüz dua ve 1000 $ bağış  yapılacak ...!

*İtalyan  kiliseleri mum  fiyatları  artınca , para karşılığı lamba yakmaya  başlanır.

*Almanya Bild gazetesi : Alman baba ve kızın 4  çocuğu oldu ( 1990)

AVRUPA’DA EVLİLİK DIŞI ÇOCUK SAYISI:DANİMARKA % 48,İNGİLTERE 5 30 , ALMANYA % 18 , FRANSA % 14’TÜR…

* İSPANYA’DA İLKOKUL 4 VE 5. SINIF ÇAĞINDA 80 BİN KIZ ÇOCUĞU HAMİLE  BIRAKILMIŞTIR

* BOŞANMA ORANI RUSYA’DA % 33, İNGİLTERE2DE % 32 ,FRANSA’DA % 19’DUR

*ANNE BABASI İLE BERABER YAŞAYAN AİLE SAYISI DEVLETİN SAĞLADIĞI EKONOMİK TEŞVİKLERE, VERDİĞİ ÖZEL İZİNLERE RAĞMEN AVRUPA’DA % 8 ‘DİR.

*ZAMANIN BAŞKANI  CLINKTON’UN 15 DANIŞMANI EŞCİNSELDİR.ABD’DE 20 MİLYON EŞCİNSEL VARDIR. BU DA NÜFUSUN  %   10’UDURBU ORAN YUNANİSTANDA % 17 ‘DİR YANİ ALTIDA BİRDİR. 

 

İLAHİLER

 
     
8月15日

***

IRAK savaşında babası ve annesi ölen,kendisinin de bacakları kopan Müslüman bir çocugun,
IRAK savaşını yöneten Tommy FRANKS a yazdıgı şiir.
***********************


Merhamet hür Dünyaya bu kadar mi IRAK ' tı?
Ben Basralı Ömer,


Belki haberin yoktur diye yazıyorum Mr. Franks.
Önce demokrasi yagdı göklerimizden,
Sonra özgürlük geçti üstümüzden
Palet palet.
Ve insan hakları Namlularından
Saniyede bilmem kaç adet.

Demokrasi bizim eve de isabet etti
Bir gün sonra anladım koptugunu ayaklarımın.
Tam onsekiz adet insan hakları saymışlar
Vücudunda babamın.

Annem yoktu zaten
Ben dogarken ilaç yoklugundan ölmüş
Ambargo falan dediler ya Anlamadım
çocukluk akli işte
Oluşmadan sökülmüş.


Sizde de barış böyle midir Mr. Franks?
insan hakları çocukları yetim
Ve ayaksız bırakır mı orda da?
Düşer mi ayın kan gölüne aksi
Güpegündüz düşer mi Pazar yerine demokrasi?


Zenginlik
insanları korkudan uykusuz bırakır
Kuşlar gökyüzünü terk eder mi orda da?
Babamla mırıldandıgım son dua dilimde
ayaklarımın hastanede Ve giymeye
kıyamadıgım pabuçlar Kaldı elimde.

Çocukların var mı Mr. Franks?
Al, ogluna götür onları Bari işe yarasın
Kim bilir belki baktıkça
Bazen beni hatırlarsın.


Bu nasıl demokrasi Mr. Franks?
Düştügü
yeri yaktı
Merhamet hür Dünyaya
Bu kadar mi IRAK'tı?
8月9日

İMEEMLE SPACE SAYFANI EZGİLENDİR

ÜSLERİNE TIKLAYIN RESİMLER BÜYÜR

başlangıçbrowse ye tıklayındevamıezgilerin hepsi sayfanıza yüklenmiş olurgelelim playlist i sayfanıza yüklemeye bu sayfada yapmanız gerekenler aşağıda  işaretlenmesi gereken 2 kutucuk var SHUFFLE VE AUTO PLAY bunları işaretleyin ardından üstündeki kodları kopyalayınistediğiniz kadar müziği bu şekilde yapın sonra START UPLOAD tıklayınkarşınıza bu çıkıcak GENRE bölümünü SOUL yapın bütün şarkıları aynı yapın sonra finish upload yapınkjkmucis bölümüne gelin upload tıklayınmusic bölümünde şarkıya tıklayın karşınıza bu sayfa çıkıcak ordan altta playlist var ona tıklayınsonraki şarkılarıda aynen yapıyorsunuz ama bu sefer başlık yazmanıza gerek yok önceden belirlediğiniz başlığı seçin sonra ADD tıklayınstart upload tıkladıktan sonra ezgilerin hepsi dolum yapacak

 

1. ders imeem e üye olmak

www.imeem.com gir SİGN UP tıkla.

 

 

Sign up for imeem

 

You must enter a first and last name

Full Name:

adın soyadın

 

 

Email Address:

 e-mail adresin

 

 

Password:

  şifren

 

You must select a birthdate 

Date of Birth:

Month Jan Feb Mar Apr May Jun Jul Aug Sep Oct Nov Dec  Day 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31  Year 2008 2007 2006 2005 2004 2003 2002 2001 2000 1999 1998 1997 1996 1995 1994 1993 1992 1991 1990 1989 1988 1987 1986 1985 1984 1983 1982 1981 1980 1979 1978 1977 1976 1975 1974 1973 1972 1971 1970 1969 1968 1967 1966 1965 1964 1963 1962 1961 1960 1959 1958 1957 1956 1955 1954 1953 1952 1951 1950 1949 1948 1947 1946 1945 1944 1943 1942 1941 1940 1939 1938 1937 1936 1935 1934 1933 1932 1931 1930 1929 1928 1927 1926 1925 1924 1923 1922 1921 1920 1919 1918 1917 1916 1915 1914 1913 1912 1911 1910 1909 1908 1907 1906 1905 1904 1903 1902 1901  doğum tarihin

Gender:

Male

Female

 

You must agree to the terms of use 

 

I have read & agree to the terms of use

 

 tıkla kayıt oldun tebrikler 

e-mail adresine onay mektubu gelicekonu kabul et

sonra sayfana gel

 

 

2. ders imeem sayfasına müzik yüklemek

 

Sayfana gel sonra yukarda sağ üst köşede senin ismin olucak mavi renkte ona tıkla

senin ana sayfan açılacak ve açıldı

 

Profile Playlists Music Video Photos Games Blog Friends Groups

 

bunlardan          music bölümünü tıkla

 

 

Profile Playlists Music Video Photos Games Blog Friends Groups

Music   (upload)   (create playlist)  upload tıkla

tıkladık dan sonra karşına bir sayfa çıkacak

orda

 

1 select music > browse <     var

 

browse ye tıkla aferin

 Tıkladık tan sonra karşına senin bilgisayarında kayıtlı olan şarkılar çıkacak Orda şarkılar ya da ezgiler bölümüne gel şarkıya tıkla ve int ana sayfasına indir her şarkı için bunu devam lı yap sakın  bıkmaa

 

 

Şarkıları yükledikten son

 

2 start upload ona tıkla

o kendince dolum yapmaya başlıcak sen bu ara bekliceksin

 

3 edit your music info altta kutucuk çıkacak

Senin musiclerin kutucukları orda

genre var oraya gel ve oranın kutucuğunu soul yap

 

 

4 finish upload tıkla ve şarkıları sayfana yükledin tebrikler

 

3. ders imeene playlist yapmak

KONU: playlist yapmak

imem sayfasında kendi bölümünü açıyorsun ( yani senin sayfanı)

Profile Playlists Music Video Photos Games Blog Friends Groups profilinin yukarısında bulunan (yanda gördüğün) gruplardan music seçiyorsun ( seç bakem)

Yüklediğin bütün şarkıları orda görürsün playlist başında olmasını istediğin şarkıyı seç bakem (üstüne gel ve tıkla şarkının)

Şimdi şarkın çalıyor dimi ( evetttt) çalan şarkının altında playlist var gördün mü ( evettt)

Ona tıkla hemen altında bir şey açıldı dimi?(evet)

Add This Song to a Playlist

playlist location

profile group

Burada playlist location

 select a playlist : (buraya gel CREATE A NEW PLAYLİST TIKLA) TİTLE: şarkının başlığını yaz  description: BURAYADA BİR İKİ BİR ŞEY KARALA İÇİNDEN NE GEÇİYORSA:  ::ppp SONRA CREATEYE TIKLA TEBRİKLER İLK ŞARKINI PLAYLİST YAPTIN ŞİMDİİİ

 TEKRARDAN MUSİC BÖLÜMENE GEL  2. SIRADA OLUCAK ŞARKINI SEÇ ÜSTÜNE TIKLA VE 2. ŞARKIN ÇALMAYA BAŞLASIN SONRAAA TEKRARDAN ALTTA PLAYLİST VER ONA TEKRAR TIKLA

AMA BUSEFER   select a playlist BU KUTUCUKTAN CREATE A NEW PLAYLİST BUNU SEÇMİCEKSİN İLK ŞARKINA HANGİ BAŞLIĞI VERDİYSEN ONU SEÇ SONRAAA        ADD TIKLA

KAÇTANE ŞARKI KOYMAK İSTERSEN AYNISI NI DEVAMLI YAP

SONRAAA GELELİMM SPACENE YÜKLEDİĞİNDE SAYFAN AÇILIR AÇILMAZ KENDİLİĞİNDEN ÇALMASINA:))))))))

ŞİM YUKARIDAKİ DEDİKLERİMİ UYGULADIN BÜTÜN ŞARKILARINI BİR BAŞLIKTA TOPLADIN ARDINDAN HANİ DEMİŞTİM YAA PROFİLİNİN ÜSTÜNDE BÖLÜMLER VAR ORDAN PLAYLİST TIKLA SENİN YÜKLEDİĞİN YARKILAR BİR BAŞLIK HALİNDE KARŞINDA DURUCAK

BAŞLIĞA TIKLA PLAYLİSTTİN ÇALMAYA BAŞLAYACAK

SONRA  

Embed:     ilahi'>

Shuffle Auto play BURDAN İKİSİNİDE İŞARETLE    VE YUKARDAKİ KODU SAYFANA EKLE OK BYS

 

 

 

8月6日

***

Çocuğuna küçük şeylerden zevk almasını öğreten, ona büyük bir servet bırakmış olur.
(Atienne Gilson)

Boş bir çuval dik durmaz.
(Benjamin Franklin) 

Hata değil, çare bulun...
(Henry Ford)

Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.

(N. F. Kısakürek)
 Yaşamın ilginç yanlarından birisi de, en iyinin dışında bir şey kabul etmeyenlere genellikle en iyisini vermesidir.
                                                                  (W. Somerst Maugham)

Sen kendinle başa çıkamayınca, senin gibi aciz düşmana kim ehemmiyet verir?
(Şiraz'lı Sâdi)

Cehalet her zaman kendisine hayran olmaya hazırdır.
(Santra Guitry)

Giysilerini kendilerinin en önemli yanı sayanlar genellikle giysilerinden daha değerli olamazlar.
(William Hazlitt)

Evlatlarınızı devriniz için değil, onların devirleri için yetiştiriniz.
(Hz. Ali)

Aynı gökte uçarlar ama, kuzgunun dünyası başka, şahinin dünyası başkadır.
(Muhammed İkbal)

İki türlü insan daima açtır. Biri ilmi arayan, diğeri de parayı...
(Yusuf İslam)

Büyük görünme, küçülürsün...
(Said-i Nursî)

İyi geçen bir gün nasıl mutlu bir uyku getirirse, iyi geçen bir ömür de mutlu bir ölüm getirir.
(Leonardo da Vinci)

Cahil kimsenin yanında, kitap gibi sessiz ol.
(Mevlana)

İyi sözün aslın bilen derdi bu söz nerden gelir
Söz aslını anlamayan sanır bu söz benden gelir...
(Yunus Emre)

 

 
 
7月27日

UYAN YARİM

Uyan yarim, uyan, söndü yıldızlar,
Gün, karşı tepeden doğmak üzredir.
Her sabah güneşi seyreden kızlar,
Mahmur gözlerini oğmak üzredir.

Uyan yarim, sesler geldi derinden,
Karanlık oynadı, koptu yerinden;
İlk ışık, kapının eşiklerinden,
Şimdi bir gölgeyi koğmak üzredir.

Sevgilim, kapımı çaldı aydınlık,
Baygın gözlerimi aldı aydınlık,
İçimde tıkandı, kaldı ayrılık,
Bu aydınlık beni boğmak üzredir.
                     NECİP FAZIL KISAKÜREK


 
5月15日

Sümeyye!.. Ammarın annesi Sümeyye!.. Yasirin sevgili eşi Sümeyye!.. Müminlerin cefakar annesi Sümeyye!.. Ve... Ve İslamın ilk şehidi Sümeyye!.. Son mübarek dinin, son mübarek peygamberin ilk şehidi... Evet!.. Evet, türlü işkencelerden sonra Ebu Cehilin kalbine sapladığı mızrak ile şehadet şerbetini içen Sümeyye. Kocası Yasir ve iki oğlu ile günlerce işkenceye maruz kalan Sümeyye! O, müşriklerden işkence gördü. Ebu Cehil tarafından da şehid edildi. Kızgın Mekke kumlarının üzerine yatırılıp işkence edilen... El ve ayaklarına dört deve bağlanan ve develer dört ayrı istikamete doğru sürülerek kolları ve bacakları un ufak edilen... Lat, Menat ve Uzza putlarına imana davet edilen kadın Sümeyye! Allah ve Rasulüne olan imanından canı pahasına vazgeçmeyen... Ölümü sevgiliye kavuşmak istercesine severek karşılayan... Dünya ve dünyadaki nimetleri bir çırpıda reddeden... Küfür nizamının yıkılışını kanı ile çabuklaştıran... Ve bütün müminlerin annesi olma şerefine nail olan o güzel anne Sümeyye!.. Ebu Cehiller, Ebu Lehebler yine iş başındalar. Bu kez Sümeyyenin kızlarına musallat oldular. Zaten Sümeyye anne ta o gün bunları bizlere haber vermişti. Gördüğü işkenceler ile... Akıtılan kanları ile... Ve verdiği canı ile anlatmıştı bize.Kızlarıma sahip çıkın demişti.Sahip çıkın benim davamın takipçisi kızlarıma!.. Oğullarım Ammar ve Abdullah bana sahip çıktılar. Benimle beraber aynı zulüm ve işkenceleri metanetle karşıladılar. Siz de kızlarıma sahip çıkın diye haykırmıştı. Dün Sümeyyeler bedel ödediler. Bugün de kızları bedel ödüyorlar.

Günümüzün Ebu Cehilleri onları bir bir katlediyorlar! Gürüzler, Alemdaroğulları, Serterler ve ötekiler Sümeyyenin kızlarına zulmediyorlar. Yani günümüzün Ebu Cehilleri!.. Sümeyyenin kızları yerlerde sürükleniyor. Otobüslerle toplanıp dağ başına atılıyorlar. İdam ile yargılanıyorlar. Hapsediliyorlar. Üzerlerine panzerler sürülüyor. Pompalı tüfeklerle katlediliyorlar. Fakat Sümeyyenin oğulları ortalıkta gözükmüyorlar nedense! Neredesiniz ey Sümeyyenin oğuları? Nerelere kayboldunuz? Nazar mı değdi sizlere? Hangi delikte Allahın vaadini bekliyorsunuz? Çıksanıza ortaya! Korkmayın!.. İman edin!.. Allah herşeyden daha büyük ve güçlüdür. Çıkın ortaya artık! Çıkın!.. İman tazeleyin ve Sümeyyenin oğullarına yaraşır bir biçimde zulme karşı durun!.. Yılmayın.. Ürkmeyin... Dağılmayın... Eğer Allaha inanıyorsanız, siz üstünsünüzdür. Korkaklık ederek zalimleri üstün hale getirmeyin!

Size sesleniyorum anne ve babalar!.. Okulun önünde kızlarını döverek başlarını açtıran anne ve babalar... Kızlarını eve hapsedip, günde üç öğün dayak atan anne ve babalar... Kızların namusuna tabelleş olan cebi dolu kodamanlar... Ben sana yardım ederim diyerek, sahte bir nikah ile kız çocukların namusuna tebelleş olan ve üç gün sonra da kapı dışarı eden dini bütün(!) adamlar... Kızlarının davasına sahip çıkmayan anne ve babalar... Söyler misiniz, siz kimsiniz? Sizler kimin oğulları ve kızlarısınız? Sümeyyenin mi, yoksa Ebu Cehilin mi? Yoooo!.. Sizler asla Sümeyyenin kızları ve oğulları olamazsınız! Çünkü o südü bozuk kız ve oğlanlar doğurmadı. Asla!.. Asla!.. Asla o haramzade çocuklar edinmedi. Sümeyyenin kızlarına zulmedenler!.. Sizler, olsa olsa Ebu Cehilin çocukları olabilirsiniz. Yanılıyor muyum acaba?.. Hadi, hayır bizler Ebu Cehilin oğulları ve kızları değiliz deyin! Diyemezsiniz... Aslınızı inkar edemezsiniz... Ebu Cehilin izinde olmaktan vazgeçemezsiniz...

Eyyyy Sümeyyenin elleri öpülesi kızları!.. Sizlere de yalvarıyorum! Siz de sahip olduğunuz iffet, namus ve şerefinize halel getirmeyin! Eğer kendinize sahip çıkmazsanız, bu Sümeyye annenin davasına ihanet olur. Huzur-u İlâhide sizlerden şikayetçi OLUR....